COVID-19: Pandemi Sürecinde Tutuklu Kovuşturmaları

Neredeyse tüm dünya ülkelerinde görülmeye başlayan COVID-19 virüsü; insanların sağlığını tehdit ettiği gibi ekonomik, siyasal ve sosyal etkileri nedeniyle de hayatı zorlaştırmaya başlamıştır. Dünya ve Avrupa’nın en büyük adalet saraylarına sahip olan Türkiye’de ise adliyelerdeki insan popülasyonunun yoğunluğu ve bu durumun virüs yayılımına sebebiyet verebilecek olması, yargı sisteminde de önlemler alınmasına gereksinim yaratmıştır.

 

Ülkemizde ilk vakanın görülmesiyle birlikte hemen akabinde 13.03.2020 tarihinde Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından “ yargılama faaliyetlerinin yürütülmesinde herhangi bir soruna sebebiyet vermemek amacıyla, tutuklu işlere yönelik soruşturma ve kovuşturmalar ile ivedi sayılacak diğer hususlar haricinde duruşma ve keşiflerin ertelenmesi ile gerekli görülen hâllerde SEGBİS uygulaması kullanılması hususunun mahkemelerimizce değerlendirilmesi “  yönünde hakim ve savcılara öneride bulunulmuş ve öneriye istinaden neredeyse tüm mahkemeler duruşma yapmayarak erteleme kararı almıştır. Hatta HSK önerisinde açıkça tutuklu soruşturma ve kovuşturmalarını istisna saysa da çoğu tutuklu yargılamada da duruşma yapılmayarak erteleme kararı verildiği görülmüştür.

 

Hakimlerin Bağımsızlığı ilkesi gereği; hakimler duruşma erteleme kararı alırken serbest iradeye sahiptirler. HSK bu konuda sadece öneride bulunabilir. Bu husus göz önüne alındığında; tutuklu dosyalarda mahkemelerin “duruşmanın ertelenmesi” kararı vermesinin HSK açısından bir aykırılığı bulunmamaktadır.  Yargıçların duruşmayı erteleme kararı alırken insan sağlığını göz önünde bulundurduklarına şüphe yoktur. Ancak tutuklu dosyalarında verilen erteleme kararları; Anayasa’nın 19. maddesinde belirtilen “Kişi Hürriyeti ve Güvenliği” maddesine; uluslararası insan hakları hukuku belgeleri yönünden ise İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (md. 3 ve 9), Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi (md. 9) ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne (md. 5) açıkça aykırılık teşkil edecektir.

 

Peki duruşma yapılmaksızın veya avukatlı/avukatsız olarak SEGBİS üzerinden alınan ifadeler ile yapılan yargılamaların adil olduğunu söyleyebilir miyiz? Bunun cevabı da kesinlikle hayırdır. Duruşmanın doğrudanlık, kesintisizlik, açıklık, yüz yüzelik ve sözlülük ilkeleri temel ilkeler olup; kamu düzenine ilişkin olduğundan her halükarda bu ilkelere uyulması gerekir. Bu ilkeler ulusal veya uluslararası insan hak ve özgürlüklerini düzenleyen belgelerde karşılığını bulmuş olup; bunların ihlali durumunda sağlıklı bir yargılamadan bahsedemeyiz.

 

Yönetim sisteminde insan sağlığının en öncelikli konu olduğu şüphesizdir. Ancak devletin bireysel hak ve özgürlükleri koruma ve gözetme yükümlülüğü de göz önünde bulundurulduğunda gerekli sağlık önlemlerinin alınarak tutuklu duruşmalarının zamanında yapılması zaruridir. Aksi taktirde sanıkların adil yargılama hakkının ihlali nedeniyle devletin tazminat ödeme yükümlülüğü söz konusu olacaktır.